Haberler, İtalya Sanat | Çarşamba Tem 13, 2011
Asıl adı Donato di Niccolo Betto Bardi olan Donatello, 1386′ya doğru Floransa’da doğmuştur. İtalyan heykelcilerin pek çoğu heykel sanatından önce kuyumculuk alanına yönelirdi. Bu Donatello için de geçerlidir. Ünlü mimarlarla çalışmış ve işini erbablarından öğrenmiştir. Giysisinin dökümleri kalça üzerinde toplanmış ilk Davud (1408-1416) ve pişmiş topraktan devasa Yeşu heykeli (1409-1412) de katedral için hazırlanmıştı; ancak, yapımına Donatello’nun çalışma arkadaşlarından biri olan Bernardo Ciuffagni’nin de katkıda bulunduğu bu sonuncu heykel kesin olarak ortadan kaybolmuştur. Aziz Yuhanna (1411-1415) ise, hayran olunacak yücelikte bir eserdir ve Michelangelo’nun Musa’sının habercisi gibidir.
Donatello, Floransalı loncalar için koruyucu azizler dizisi hazırladı. Aziz Markos (1411′e doğru-1415) ve Aziz Giorgio (1415′e doğru-1417) heykelleri tam anlamıyla bağımsız heykele doğru atılmış kesin bir adım sayılabilir. İkinci heykelin oturtmalığı üstüne Donatello ilk alçak kabartması olan Aziz Georgius’un Ejderhayı Öldürmesi’ni yaptı. Varasi’nin yassı kabartma <> olarak adlandırdığı bu kabartma türünde, kompozisyon, neredeyse hissedilmeyen bir derece derece hafifletme yöntemi sayesinde, yontulmuş gibi değil de mermer üzerine çizilmiş gibi görünür. Aynı tarihlerde Brunelleschi henüz ünlü eserlerini gerçekleştirmemiştir. Donatello tunç kullanmaya başladığı Toulouselu Aziz Luigi (1422′ye doğru-1425) adlı eseriyle birlikte, o sıralarda gotik mimariye özgü olan niş sorununa kesin bir çözüm getirdi: bundan böyle nişler Korinthos üslubundaki iki gömme ayak arasında kalan dev bir cephe üzerinde, iki küçük İyon sütunu arasına sıkışmış küçük bir apside açılacaktı.
Başlıca heykelleri şöyledir:
1411-1415 Aziz Yuhanna, mermer.
1415′e doğru-1417 Aziz Georgius’un Ejderhayı Öldürmesi, mermer.
1425-1427 Herodes’in Şöleni, yaldızlı tunç.
1427′ye doğru-1436 Habakuk (Zuccone), mermer.
1435′e doğru Meryem’e müjde, kireçtaşı.
1438 Aziz Yuhanna, ahşap.
1445′e doğru-1453′ Condottiereyi at üzerinde gösteren Gattamelata, tunç.
1446′ya doğru-1460 Davud, tunç. <>, tunç.
1454′e doğru Azize Maria-Magdalena, ahşap.
Haberler, İtalya Sanat | Pazartesi Tem 11, 2011
Venedik Film Festivali dünyanın en eski film festivalidir. 1932 yılında Esposizione Internazionale d’Arte Cinematografica adıyla başlamıştır. O tarihten bu yana da her yıl Ağustos sonu ya da Eylül başında Venedik’teki Lido adasında gerçekleştirilir. Dünyanın en prestijli film festivallerindendir ve Venedik Bienali’nin bir parçasıdır. Festivalin başlıca ödülleri en iyi filme verilen Leone d’Oro (Altın Aslan) ve en iyi erkek ve kadın oyunculara verilen Coppa Volpi’dir (Volpi Kupası).
Geçtiğimiz yıl, Altın Aslan jürisinin başkanlığını Quentin Tarantino yaptı. Açılışta ise bir önceki sene Altın Aslan’ın sahibi olan Darren Arronofsky’nin yeni filmi Black Swan gösterildi.
Geçtiğimiz yıl düzenlenen Venedik Film Festivali’nin ödül listesi şöyleydi:
Altın Aslan (En İyi Film): Somewhere (y: Sofia Coppola)
Gümüş Aslan (En İyi Yönetmen): Álex de la Iglesia (Balada Triste de Trompeta)
Jüri Özel Ödülü: Essential Killing (y: Jerzy Skolimowsi)
En İyi Erkek Oyuncu: Vincent Gallo (Essential Killing)
En İyi Kadın Oyuncu: Ariane Labed (Attenberg)
En İyi Genç Oyunucu: Mila Kunis (Black Swan)
En İyi Senaryo: Álex de la Iglesia (Balada Triste de Trompeta)
En İyi Görüntü Yönetmeni: Mikhail Krichman (Silent Souls)
Yaşam Boyu Başarı Ödülü: Monte Hellman
Geleceğin Aslanı: Çoğunluk (y: Seren Yüce)
İtalya Sanat | Cuma Tem 8, 2011
Tam adı Michelangelo Merisi da Caravaggio olan İtalyan ressam; Roma, Napoli, Malta ve Sicilya’da çalışmış. Kendisiyle ilgili en önemli şey ise Barok sanat akımının ilk büyük sanatçısı olmasıdır. Caravaggio, ismini doğduğu köyden almış. Resim sanatında güçlü ışık-gölge kullanımı ve resimsel düzenlemeyi dramatik ele alışıyla adından söz ettirmiş ve hala ettirmektedir. Ayrıca barok sanatının en özgün uygulayıcılarındandır. İlk deneyimlerini Peterzano’nun yanında çırak olarak resim yaparken, bazı sanatçıların yaptıkları incelemelerle kazanmış ve beğeni toplamış… Tiziano’nun öğrencisiyken Venedik Okulu kapıları kendisine açılmış. Roma’da çalıştığı dönem yapıtları dramatik bir anlatım sunmayan kendi portreleri ve ölü doğa resimleridir. Bunlarda güçlü bir ışık gölge kullanılmış ve ayrıntıları özenle betimlemiştir.
Caravaggio’nun eserlerinde gerçekçi bir doğallık vardır. Bu da ilk kez bütünüyle Aziz Matta’nın yaşamını konu alan bir dizi resimlerinde görülür. Bu, Aziz Matta ve Melek, Aziz Matta’ya Çağrı ve Aziz Matta’nın Şehit Edilmesi konulu üç resimden oluşan görkemli bir tasarıdır.
İncil yazarlarından biri olan Aziz Matta resimde sıradan bir işçi ya da rençber görünümündeydi.; ayağını resmin dışına çıkıp insanın yüzüne gelecekmiş gibi uzatmış, kaba bir biçimde bacak bacak üstüne atmış olarak betimlenmişti. İncelikten yoksun melek figürü ise cahil birisine yol gösterircesine azizin elini zorla kitaba doğru bastırır gibiydi. Kilise ileri gelenleri Caravaggio’nun sıradan bir kişiyi yüceltirken gerçekte Aziz Matta’yı sokaklardan kurtaran İsa’ya öykündüğünü kavrayamamışlardı.
Haberler, İtalya Sanat | Çarşamba Tem 6, 2011
Eski Romalılar İlk başta Predeist bir çağ yaşamışlar ve bu çağda hiçbir Tanrıya tapmamışlar. Yine de iyilik ve kötülük anlayışları mevcutmuş ve büyüyle uğraşırlarmış. Bir süre sonra inançlarına ölümsüz olan lar’lar ve penat’lar dahil olmuş. Her roma ailesinin bir lar’ı birkaç tane de penat’ı varmış. Bireysel tanrılar da diyebiliriz. Dolayısıyla tapınaklara gitmelerine gerek yoktu. Bütün şehri koruyan Lar ve Penatlar da mevcutmuş tabii.
Asıl tanrı inancı artan savaşlarla birlikte gelmiş. Yunan Tanrılarını romalılar da kabul etmiş fakat adlarını değiştirmişler.
Arkaik Romalılar bir mite sahip değillerdir esasen. Bununla kastedilen, sonraki dönemde şairlerinin Yunan mitolojisinden esinlenmesine kadarki dönemde, Romalıların tanrıların kökenine dair, Yunandaki Titanomaki veya Zeus’un Hera tarafından baştan çıkartılması gibi, bir mit anlayışının veya sıralı bir anlatının bulunmamasıdır.
Romalıların bu erken dönemde sahip oldukları dini yapı iki ana nokta ile tanımlanabilir:
– Çok gelişmiş bir ayin sistemi, ruhban okulları ve ilgi tanrı “küme”leri;
– Kentin (Roma kentinin) bulunuşu ve kuruluşuna dair çok zengin bir tarihi mitler yapısı ki bu yapı fani insanlar ile birlikte çoğu ilahi müdahaleyi de içerir.
Haberler, İtalya Turları | Pazartesi Tem 4, 2011
İtalya’nın en meşhur kırmızı şarabıdır ve Toskana bölgesinde üretilir. Chianti; fiasco adı verilen hasır ile kaplanmış, aşağıdan basık bir şişede korunur fakat normal şişelerde görmek de mümkündür. Belçika’da Chianti fiyatları, marketlerde 5-10 Euro arası değişiyor. Duty-free’lerde de 20 Euro’ya kadar bulmak mümkün. Chianti2yi diğer içkiler gibi oda sıcaklığında tutmanız ve tüketmeniz gerekiyor.
Chianti içen kimselerden birkaç yorum (Ekşi Sözlük’ten alıntıdır):
- Tadı merlotu andırır. İçimi kolay ve zevklidir.
- Kup vişne şarabına benziyor.
- Şarap için fazlasıyla tatlı bu nedenle hızlı ve kolayca içilebiliyor fakat sonradan çarpabiliyor. Aman dikkat!
- İtalya’nın Bordeaux’udur.
- İyi hoş lakin fena baş ağrısı yapan şaraptır aynı zamanda.
- Senenin ilk mahsulünden ve yıl içinde sadece Kasım-Aralık aylarında bulabileceğiniz Chianti Nuovo’nun tadı gerçekten övülmeye değer.
- Sanılanın aksine bu bölgedeki şaraplar birbirinin aynısı değildir; bu bölgede küçük küçük köyler vardır ve hepsi kendi Chianti’sini üretir. Köyden köye göre de şarapların tadı ve kalitesi değişir.
Haberler | Cuma Tem 1, 2011
Ferrari.. Her iki kişiden birinin en sevdiği, gıpta ettiği araba markasıdır kuvvetle muhtemel. Lüks spor otomobilleri üreten bu İtalyan otomobil markası; 1929 yılında Alfa Romeo’nun yarış takımı olarak kurulmuş, 1946 yılında otomobil üretimine başlamış… Merkezi; İtalya’nın Modena şehrinin yakınındaki Maranello’dadır. Adını enzo Ferrari’den almıştır -ki Ferrari denilince akla ilk gelen isimdir zaten.
Scuderia Ferrari yakaladığı trendi kullanmasını iyi bilerek talep gördüğü dönemlerde kısıtlı araç üreterek araçlara olan rağbeti artırma yoluna gitmiştir. Bu sayede herkes araca sahip olamıyor ancak bir sonraki modele talep durmadan artıyordu.(Güzel taktik!) Bu sayede fiyat politikası yükselme eğilimi gösteriyordu. Bu teknik genel olarak bütün az üretim yapan otomotiv şirketleri tarafından kullanılıyor. Araçların satılmaması gibi bir ihtimal kalmıyor böylece! Ferrari ayrıca araçlarını ikinci ele düştüğü zaman aracı kurumlar vasıtasıyla değerinin üstünde fiyatlara topluyor. Bu sayede Ferrari değer kaybetmeyen marka olarak anılmaya başlanıyor. Doğal olarak bu da marka imajı için her üreticinin arayıp da bulamadığı bir katkı demektir. Bu sayede değerine değer katan marka halen Avrupa’da ve tüm dünyada elindeki araçları satmak isteyen tüm Ferrari kullanıcılarından aracı alarak bu marka otomobillerin ikinci elde piyasanın serbest ellerine düşmesini engellemektedir. Bu yüzden Avrupa kaynaklı oto ikinci el sitelerinde eski model veya düşük fiyatlı Ferrari modeline rastlamak zordur, zira bütün satılan araçlarını Ferrari titiz bir çalışma ile her zaman takip altında tutar.