Vatikan Müzeleri ve Sistina Şapeli
Viale del Vaticano -
Dünyanın en ünlü müzelerinden birisidir. Mısır, Etrüsk, Roma, Rönesans ve Barok eserlerinin arasında, Michelangelo, Rafaello, Caravaggio ve Canova gibi ünlü sanatçıların eserleri de bulunmaktadır. Müzede öncelikle Sistina Şapelinin (Capella Sistina) ziyaret edilmesi tavsiye edilir. Pazartesi kapalı. Giriş; 7 Euro, her ayın son Pazar günü ücretsizdir. 08:45 – 16:45 arası açıktır.
Musei Capitolina
Piazza del Campidoglio -
Sadece Roma’nın değil Dünya’nın en önemli müzelerinden birisidir. Müzenin yanı sıra, Conservatori sarayı ile Resim Galerisi de gezilebilmektedir. Pazartesi kapalı. Giriş; 09:30 – 19:00 arası açıktır.
Villa Borghese
Piazza Scippione Borghese,
Villa Borghese Parkının içerisinde bulunan Borghese Villasında sergilenen en onemli eserler; A. Canova’nın yapmış olduğu Venere Vincitrice, G. Lorenzo Bernini’nin yapmış olduğu David (1623), Apollo e Dafne, (1622-1625), Il ratto di Proserpina (1621-1622), ve La verità (1646-1652) dir. Ayrıca, Lorenzo di Credi, S. Botticelli, Fra Bartolomeo, Rafaello, Andrea del Sarto, Pinturicchio, Bronzino, Caravaggio, P.P.Rubens, Gian Lorenzo Bernini, Correggio, G. Bellini, D.Dossi, Tiziano, Barocci’nin yapıtları de sergilenen eserler arasındadır. Pazartesi kapalı. Giriş; 5 Euro, 09:00 – 21:00 arası açıktır.
Colosseo
Piazza del Colosseo
Roma’nın sembolü olan Flaviano anfitiyatrosu, M.S. 72′de inşa edilmiş ve 50.000 kişiliktir. Giriş 5 Euro. 09:00 – 17:00 arsı açıktır.
Piazza di Spagna (İspanyol Meydanı)
Piazza di Spagna
İspanyol Elçiliğinin bulunduğu meydanda görülecek en önemli yer Trinita dei Monti Kilisesi ile İspanya Meydanı’nın arasında yer alan İspanyol merdivenleridir (La Scalinata dei Trinita dei Monti). Merdivenlerin yukarısından Roma’ya kuşbakışı yapabilir, sokak ressamlarına resminizi yaptırabilirsiniz. Piazza Spanga ve çevresi, İtalya ve Dünyaca meşhur markaların bulunduğu mağazalar ile çevrilmiştir.
Piazza Navona
Piazza Navona
Bir zamanlar Roma Stadyumunu bulunduğu yer bugün sokak ressamlarının, falcıların, sokak panayırlarınımekanı olmuştur. Meydanda bulunan ünlü kafelerde Capuccinonuzu yudumlarken, G. Lorenzo Bernini’nin meşhur 4 ırmak havuzuna bakarak geçmişe dönebilirsiniz.
Pantheon
Piazza Rotonda
Roma’nın en ünlü ve en iyi korunmuş anıtlarından birisidir. Hadrianus tarafından yeniden inşa edilen anıt, daha sonraları kiliseye dönüştürülmüştir. Bugün, Roma’nın en güzel meydanlarından birisinde bulunan Pantheon, İtalya’nın ünlü krallarının yanısıra Rafaello’nun mezarına ev sahipliği yapmaktadır.
San Pietro Bazilikası
San Pietro
Dünyanın en büyük, en meşhur ve en herikulade kilisesidir. İnşaatı yakalşık 125 yıl süren kilisede Michelangelo’yu meşhur eden Pieta heykelini de ziyaret ettikten sonra, Kubbeye çıkarak Roma’ya kuşbakışı yapabilirsiniz.
İtalya deyince akla ilk gelen şeylerden biri de şüphesiz ki İtalyan futbolu. Bu geniş kümenin altında ise akla ilk gelen isimlerden! Ünlü İtalyan futbolcu Alessandro Nesta, 19 Mart 1976 Roma doğumlu. Milan savunmasında dünya kupası kaldırmış, dünyaya adını duyurmuş başarılı oyunculardan biri.. Yılın UEFA takımına da dört kez seçildi ayrıca. Çoğu sakatlıklarından dem vurmuş olmakla birlikte, kendisi hakkında bazı yorumlar şöyle:
- Yerden ve havadan süper etkili ve yer tutma konusunda fabio cannavaro’yla birlikte dünyanın en iyisi olan inanılmaz defans oyuncusu. Lazio’luların büyük kaptanı.
- 13 numaralı forma ile özdeşleşmiş, bunun ödülünü de üç dünya kupasını da sakatlanarak turnuvayı yarıda bırakarak almış defans oyuncusu. Eşi Gabriela Pagnozzi ile 98 dünya kupasındaki sakatlığı zamanında tanışmıştır. İtalya milli takımını bırakmıştır.
- Sakatlığından dolayı futbolu bırakmayı düşündüğünü açıkladıktan sonra Cafu ve Maldini tarafından dövmekle tehdit edildikten sonra kararını değiştirmiş olan futbolcu.
- Neslinin en iyi savunma oyuncusu olmasına karşın şanssızlığı ve sakatlıkları nedeniyle dünya kupası – avrupa kupası gibi organizasyonlarda iş yapamamıştır.
İtalya seremonilerin, festivallerin ve kutlamaların bolca rastlandığı ülkelerdendir. Yıllar öncesine dayanan kültürlerinde bolca dini tören, kutlama vardır. Özel kutlamalara herkes kendi yemek ve şarabını beraberinde getirir. Güzel bir müzekle dans edilir, değişik yöre ve beldelerden gelen yemek ve şarabın tadına bakılır.. Christmas Eve bu önemli kutlama günlerinden biridir. Bazı inanışlarda yenilen yemekler farklı olsa da, kırmızı et veya hindi (thanksgiving’i andırıyor) veya deniz ürünleri menüde mutlaka olmalıdır. Devamında “Panettone” yenir. Bu çok hafif hazırlanmış bir noel pastasıdır. Tercih edilen diğer pasta ise “Pandoro”dur. Çocuklar yıldız şeklinde yapılan bu pastanın melekler tarafından yenildiğine inanır.
Paskalya bayramı diğer önemli kutlamalardan biridir. İtalya’nın Naples bölgesinde La Pasteria denilen paskalya payları yenilir. Perugia da ise yumurta şeklinde yapılmış çikolatalar içlerine sürpriz oyuncaklar saklanarak hazırlanır.
Karnavallar da sokaklarda özel giysiler giyinmiş insanlar dans ederken pizza ve dondurma en çok tüketilen yiyecektir.
Euro (Nakit): İtalya’da pek çok iş yeri kredi kartı kabul etmiyor, dolayısıyla bol bol nakte ihtiyacınız olacak. Aynı zamanda bankanızla seyahat öncesi görüşmenizi öneririm. Yurtdışı kullanımlarını abuse olarak kabul edip kartınızı iptal edebilriler. Bu nedenle önceden bankanızı bilgilendirmenizde fayda var.
Bisiklet kiliti: Eğer şehirleri trenle gezecekseniz, çantanızı bu kilitle kilitleyebilrisiniz. Böylece bir başkasının onu alıp gitmesini (yanlışlıkla) veya açmasını engellemiş olacaksınız.
Mps Audio Turlar: Rehber turlar gittiğiniz yerlerle ilgili soru sormanızda müthiş yardımcı ve pratik olur. Biraz pahalı olabiir ama kesinlikle buna değer.
Ekstra Adaptör: Eğer birini kaybederseniz adaptörsüz kalmayın diye!:)
El losyonu, kremler: Avrupa’da pek satılmıyor bunlar, eğer onlarsız yaşayamıyorsanız mutlaka yanınızda getirin.
İtalyanca-Türkçe sözlük: Ziyaret ettiğiniz ülkenin vatandaşları her zaman dillerini öğrenmeye çalışan turistlerden memnun olmuşlardır. Ayrıca çoğu İtalyan İngilizce konuşabilir ama pek akıcı değildir. Sözlük bu anlamda iyi bir köprü görevi görebilir.
GPS: Olmazsa olmaz! Yine de İtalya’nın en güzel taraflarından biri de o daracık sokaklarında kaybolmaktır. Siz yine de istediğiniz an kaybolmayı kesebileceğinizi bilseniz iyi olur tabii.
Sabır: Sabır şart İtalya’da. İtalyanlar yemekten byük keyif alırlar ve buna bolca vakit ayırırlar. Dolayısıyla servisiniz yavaş diye delirmeyin. Tadını çıkarın.
Orijinal adı Divina Commedia olan eser, Dante tarafından 14. yüzyılın ilk yarısında yazılmış, İtalyan edebiyatının en meşhur epik şiiri ve dünya edebiyatının önemli bir başyapıtıdır. Komedya’da Dante, ölüm sonrası Cehennem, Araf ve Cennet’te geçen seyahati, birinci tekil anlatımla yani kendi ağzından anlatır. Orta Çağda “Komedya”, “tragedya’nın” aksine sonu iyi biten hikâye anlamına gelirdi. Burda eserin adındaki “komedya” kelimesi, öyküsünün güldürü unsurları taşıdığı anlamına gelmiyor diye eklemeliyiz.
Orta Çağ ile Rönesans arasındaki geçiş döneminde yazılmış ortaçağın döneminin bu şiiri, hayalgücü ve alegorik tasavvuru, ölüm sonrası hayatı anlattığı öyküsü ile Hristiyan batı kiliseleri tarafından benimsendi. Ayrıca ilginçtir ki Eserin orijinal adı “Komedya” olmakla birlikte daha sonra 1360 yılında Giovanni Boccaccio tarafından başına “İlahi” kelimesi eklenerek Hristiyanlaştırılmıştır.
Toskana lehçesi ile yazılmıştır ve bu lehçenin modern İtalyan dili olarak gelişmesine yardım etmiştir. Dante, İlahi Komedya’yı İtalya’nın Orta Çağ ile Rönesans arasındaki geçiş döneminde yazdı. Komedya’da bu durum açıkça yansıtılır: Hem ortaçağ hem de klasik temalar kuvvetle ifade edilir. Dante’nin çalışması Hristiyanlıkla ilgilidir ve yaşam sonrası kurgusal seyahatleri içerir.
A Milli Basketbol Takımımız, Litvanya’da 31 Ağustos-18 Eylül tarihlerinde düzenlenen 2011 Avrupa Şampiyonası hazırlıkları çerçevesinde, ikinci etap kamp çalışmaları için İtalya’nın Bormio kentine gitti. “12 Dev Adam”, 16 gün sürecek kampın ardından 31 Temmuz Pazar günü yurda dönecek ve çalışmalarına İstanbul’da devam edecek.
Atatürk Havalimanı’nda açıklama yapan başantrenör Orhun Ene, Bormio’da teknik ve kondisyon ağırlıklı yoğun bir çalışma yapılacağını belirtti.
İtalyan sineması sanatsallık açısından incelendiğinde diğer tüm sinemalardan daha yukarılardadır diyebiliriz. 1960′lardan itibaren İtalyan sineması dört bölümde incelenecek olursa;
1. Postnéoréalisme’in (yeni gerçekçilik sonrası) gecikmiş filmleri… Bazen gecikmiş stil nostaljisi olan çeşitli ve “eskiler” dışında, bir kaç yeni yönetmen 50′li yılları anımsatan filmler çevirdi. En tipik örneği; İl Postp ve Nişanlılar filmiyle Ermanno Olmi’dir diyebiliriz.
2. “Işıldayan” büyüklerin filmleri… Fellini, Antonioni, Visconti’nin her yeni filmi sinemasal bir olay oluyordu. Bu hala bazen Rossellini’nin hatta Vittorio de Sica’nın durumudur.
3. Spagetti vesternler… Ringo, Cango piç bir türün “çağdaş” ve perişan kahramanlarıdır. İtalyan vesterninin (bazen esinlendiği) John Ford’u Sergio Leone’dir
4. İtalyan komedileri… Belki acı, aşk ve fanteziden esinlenerek ortaya çıkmış bu tür bazen sıkıcı hatta bayağı bir komediye başvurur.
Ayrıca Ferzan özpetek de İtalyan sineması kategorisinde değerlendirilmesi ve hakkının teslim edilmesi gereken yönetmenlerdendir. Filmlerinde yakaladığı atmosferi oldukça başarılı müziklerle süsleyen, böylece duygusal yönden de oldukça etkileyici filmler çeken bir yönetmen.